fbpx

Şeker Hastalığı

Şeker Hastalığınız mı var? O halde bu yazıyı okuyun ve önlemlerinizi erkenden alın ki ilerleyen yıllarda görme sorunu yaşamayasınız! Bu yazıda önce şeker hastalığı ile ilgili göz sorunlarına kısaca değindikten sonra şeker hastalığı belirtileri, tanısı, tedavisi ve şeker hastalarının uyması gereken hayat tarzı değişiklikleri konusunda bilgi alacaksınız. Bu yazıyı okur ve uyarsanız hem vücudunuzun çok rahatladığını hissedeceksiniz hem de daha sağlıklı ve mutlu günler geçirmeye başlayacaksınız. 

Şeker Hastalığı ve Göz Sorunları

Şeker hastalığı olan kişilerin damar yapılarında sorunlar ortaya çıkmaktadır. Kişi ne kadar bilinçli ise ve beslenmesine dikkat ediyorsa şeker hastalığı ile ilişkili ciddi göz sorunları yaşama ihtimalini azaltmaktadır. Ancak şu unutulmamalıdır ki şeker hastalığı kişi tarafından ne kadar iyi kontrol altında tutulursa tutulsun yine de retina sorunları ortaya çıkabilmektedir. 

Şeker Hastalığı ve Göz Muayene Sıklığı

Şeker hastalığı tanısı konulan kişilerin genellikle son 5 yıldır şeker hastası olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle tanı konulur konulmaz acil bir göz muayenesi şarttır. İlk muayenede gözde bir sorun saptanmaz ise bu durumda 6 ayda bir göz muayenesi uygun olacaktır.

Şeker hastalarının retinasında bulunan damarlardaki hasara bağlı olarak retinadan kanamalar ve ödemler ortaya çıkabilmektedir. Bu sorunlar varlığında kişi bazen bunun farkında olmayabilir. Rutin bir göz muayenesi ile ortaya konulabilen bu durumlarda retinaya yapılacak lazer işlemi ile ileride ortaya çıkma ihtimali bulunan ciddi görme kayıplarının önüne geçilebilecektir. Kontrolsüz uzun süre devem eden şeker hastalığında müdahaleyle geri döndürülemeyecek kadar şiddetli retina sorunları da ortaya çıkabilmektedir. Retina sorunları dışında şeker hastalığı ayrıca katarakt oluşumunu da hızlandırmaktadır.

Şeker Hastalığı Nedir?

Şeker hastalığı vücudun kandaki şekeri (glukoz) kullanımı etkileyen bir grup hastalığı ifade etmektedir. Glukoz vücudumuzda sağlıklı bir yaşam için zorunludur ve kaslar ve dokuların ihtiyacı olan enerjinin önemli bir kaynağıdır. Glukoz ayrıca beynin ana enerji kaynağıdır. 

Şeker hastalığı nedeni tipine göre değişmektedir. Nedeni ne olursa olsun şeker hastalığında kan şeker (glukoz) seviyesi yükselmektedir. Kandaki yüksek şeker miktarı ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır. 

Kronik diyabet tip 1 diyabet ve tip 2 diyabet olmak üzere iki tipte olabilmektedir. Potansiyel olarak geri dönüşümlü olabilen diyabet durumları prediyabet (diyabet öncesi durum) ve gestasyonel diyabettir (hamilelik diyabeti). Prediyabet kan şekerinin normalden yüksek olması ama diyabet tanısı koyduracak kadar yüksek olmamasıdır. Prediyabet gerekli önlemler alınmadığı takdirde genellikle diyabet öncüsü bir durumdur. Gestasyonel diyabet hamilelik döneminde oluşur ve doğum gerçekleştikten sonra ortadan kalkabilir. Şeker hastalığı belirtileri risk altındaki kişiler açısından bilinmelidir.

Şeker Hastalığı Belirtileri

Şeker hastalığı belirtileri kan şeker seviyenizin ne kadar yüksek olduğu ile ilişkilidir. Prediyabet (diyabet öncesi durum) tip 2 diyabeti olan bazı kişilerde şeker hastalığı belirtileri ortaya çıkmayabilir.  Tip 1 diyabet hastalığında belirtiler daha hızlı ve şiddetli ortaya çıkmaktadır. 

Tip 1 diyabet ve tip 2 diyabet hastalığının bazı belirti ve bulugularını şu şekilde sıralayabiliriz. 

  • Sık susama
  • Sık idrara çıkma
  • Fazlaca acıkma
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • İdrarada keton varlığı (ketonlar kanda yeterli insülin bulunmaması sonucunda kas ve yağ yıkılımı sonucu ortaya çıkan yıkım ürünleridir.)
  • Yorgunluk
  • İrritabilite (aşırı hassasiyet)
  • Görmede bulanıklık
  • Yaraların yavaş iyileşmesi
  • Diş etleri, deri ve vajinal enfeksiyonların sık olması

Tip 1 diyabet en sık çocukluk ve ergen yaşta ortaya çıkmasına rağmen herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Daha sık görülen tip 2 diyabet ise herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir ancak 40 yaş üzerindeki bireylerde daha sıktır. 

Şeker Hastalığı belirtileri risk grubundaki bireyler tarafından bilinmelidir. 

Şeker hastalığı vücudun kandaki şekeri (glukoz) kullanımı etkileyen bir grup hastalığı ifade etmektedir. Glukoz vücudumuzda sağlıklı bir yaşam için zorunludur ve kaslar ve dokuların ihtiyacı olan enerjinin önemli bir kaynağıdır. Glukoz ayrıca beynin ana enerji kaynağıdır. 

Şeker hastalığı nedeni tipine göre değişmektedir. Nedeni ne olursa olsun şeker hastalığında kan şeker (glukoz) seviyesi yükselmektedir. Kandaki yüksek şeker miktarı ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır. 

Kronik diyabet tip 1 diyabet ve tip 2 diyabet olmak üzere iki tipte olabilmektedir. Potansiyel olarak geri dönüşümlü olabilen diyabet durumları prediyabet (diyabet öncesi durum) ve gestasyonel diyabettir (hamilelik diyabeti). Prediyabet kan şekerinin normalden yüksek olması ama diyabet tanısı koyduracak kadar yüksek olmamasıdır. Prediyabet gerekli önlemler alınmadığı takdirde genellikle diyabet öncüsü bir durumdur. Gestasyonel diyabet hamilelik döneminde oluşur ve doğum gerçekleştikten sonra ortadan kalkabilir. Şeker hastalığı belirtileri risk altındaki kişiler açısından bilinmelidir.

Şeker Hastalığı Nedenleri

Şeker hastalığını (diyabet) anlamak için şekerin (glukoz) vücutta nasıl işlem gördüğünü anlamak gerekmektedir.

İnsülin Nasıl Çalışır?

İnsülin pankreas tarafından salgılanan bir hormondur.

  • Pankreas kan dolaşımına insülin salgılamaktadır.
  • İnsülin kanda şekerin hücreler içerisine girmesini sağlamaktadır.
  • Bu şekilde insülin kan şekerinin düşmesine neden olmaktadır.
  • Kan şekeri düştükçe pankreastan da insülin salgılanması azalır. 

Glukozun (Şekerin) Görevi

Glukoz (şeker) kas ve diğer dokuları oluşturan hücrelerin enerji kaynağıdır.

  • Glukoz iki temel kaynaktan gelmektedir. Besinler ve karaciğer
  • Şeker kan akımına karışır ve insülin yardımıyla hücrelere girmektedir.
  • Karaciğer glukozu üretir hem de glikojen olarak depolar.
  • Uzun süren açlık gibi durumlarda kan şeker seviyesi çok düştüğünde, karaciğer glikojen şeklinde depoladığı glukozu tekrar kan akımına verir ve kan glukoz seviyesini normal seviyelerde tutar.  

Tip 1 Diyabet Nedenleri

Tip 1 diyebet nedeni kesin şekilde bilinmemektedir. Bilinen şudur ki normalde bakteri ve virüsler gibi zararlılara karşı vücudumuzu koruyan bağılıklık sistemi hücreleri pankreasta insülin salgılayan hücrelere saldırmaktadır. Bunun sonucunda insülin seviyesi çok azalmaktadır. İnsülin seviyesi azalınca da kandaki glukoz hücrelere giremeyeceği için ken glukoz seviyeleri yükselecektir.

Tip diyabet bazı genetik duyarlılık ve çevresel etmenler sonucunda ortaya çıktığı düşünülmektedir. Ancak kesin nedenleri bilinmemektedir. Tip 1 diyabette kilonun bir neden olmadığı düşünülmektedir.

Prediyabet ve Tip 2 Diyabet Nedenleri

Prediyabette (ki Tip 2 diyabete neden olabilir) ve tip 2 diyabet hastalığında, hücreler insülinin etkisine dirençli hale gelir ve pankreas bu direnci kırmak için yeterli derecede insülini salgılayamaz. Bu nedenle glukoz hücrelere girmek yerine kanda birikmeye başlar. 

Bu durumun neden ortaya çıktığı kesin şekilde bilinmemektedir. Bununla birlikte genetik ve çevresel faktörlerin tip 2 diyabet gelişiminde rol aldığı düşünülmektedir. Kilo fazlalığı ile  tip 2 diyabet gelişimi arasında ciddi ilişki mevcuttur. Ancak tip 2 diyabet olan herkes fazla kilolu değildir. 

Gestasyonel diyabet (gebelik diyabeti) nedenleri

Gebelik esnasında, plasenta gebeliğin devamı için birtakım hormonlar üretmektedir. Bu hormonlar hücrelerin insüline direncini artırmaktadır.

Normalde, pankreas bu direnç artışına karşı fazla insülin salgılayarak tepki verir. Ama bazen pankreas bunu yapamaz. Yapamadığı zaman hücrelere çok az glukoz girer ve fazlası kanda kalır ve gebelik diyabeti (gestasyonel diyabet) neden olur.

Şeker Hastalığı belirtileri risk grubundaki bireyler tarafından bilinmelidir. 

Risk Faktörleri

Diyabet için risk faktörleri diyabetin tipine bağlıdır.

Tip 1 Diyabet Risk Faktörleri

Tip 1 diyabet nedeni kesin anlamda bilinmemesine rağmen, artmış riski gösteren bazı faktörler bulunmaktadır. Bunlar:

  • Aile Hikayesi. Ebeveyninizde ya da kardeşlerinizde tip 1 diyabet varsa riskiniz yüksektir.
  • Çevresel Faktörler: Virak hastalıklar tip1 diyabeti tetikleyebilir.
  • Hasar Verici Bağışıklık Sistemi Hücrelerinin Varlığı:  Bazen tip 1 diyabetli kişilerin aile bireyleri diyabet otoantikorları açısından test edilmektedir. Eğer kanınızda bu otoantikorlar varsa tip 1 diyabet ortaya çıkama ihtimaliniz yüksektir.
  • Coğrafya. Finlandiya ve İsviçre gibi bazı ülkeler artmış tip 1 diyabet oranlarına sahiptir. 

Prediyabet ve Tip 2 Diyabet Risk Faktörleri

Araştırmacılar bazı kişilerde prediyabet ve tip 2 diyabetin neden ortaya çıktığını ve diğerlerinde neden ortaya çıkmadığını tam anlamıyla anlayamamışlardır.  Bununla birlikte bazı faktörler riski artırmaktadır.

  • Kilo. Vücudunuzda ne kadar fazla yağ varsa hücreleriniz insüline karşı o derecede dirençli hale gelecektir.
  • Hareketsizlik. Ne kadar az aktif iseniz, riskiniz o derecede yüksektir. Fiziksel aktivite kilonuzun kontrol altında tutulmasını kolaylaştırır, enerji kaynağı olarak glukoz kullanımını sağlar ve hücrelerin insüline duyarlılığını artırmaktadır.
  • Aile Hikayesi. Ebeveyninizde ve kardeşlerinizde tip 2 diyabet varsa riskiniz yüksektir.
  • Irk ve Etnisite. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte bazı etnisiteler ve siyah ırkta risk daha yüksektir. 
  • Yaş. Yaş arttıkça risk de artmaktadır. Bunu nedeni yaş arttıkça egzersizin azalması, kas dokusunun azalması ve kilo artışının artması ile ilişkili olabilir. Ancak tip 2 diyabet çocuklar, ergenler ve gençler arasında da hızla artmaktadır.
  • Gebelik Diyabeti. Eğer hamile iken gebelik diyabeti ortaya çıkmışsa, ilerleyen yıllarda prediyabet ve tip 2 diyabet ortaya çıkma ihtimali yüksektir. 4 kg’dan daha ağır bebek doğuran kadınlarda tip 2 diyabet ortaya çıkma ihtimali daha yüksektir.
  • Polikistik Over Sendromu. Düzensiz adet kanamaları, kıllanma ve obezite ile ilişkili olan polikistik over sendromu artmış tip 2 diyabet riski ile birliktedir.
  • Kan Basıncı Yüksekliği. Kan basıncının 140/90 mmHg üzerinde olması tip 2 diyabet riskini artırmaktadır.
  • Anormal Kolesterol ve Trigliserit Seviyeleri. İyi kolesterol olan HDL kolesterol seviyelerinin düşük olması artmış risk ile birliktedir. Trigliseritler kandaki bir diğer yağ molekülüdür. Artmış trigliserit seviyesi de artmış tip 2 diyabet ile ilişkilidir.

Gebelik Diyabeti Risk Faktörleri

Hamile kadınlarda gebelik diyabeti ortaya çıkabilir. Bazı kadınlar daha yüksek risk altındadırlar. Gebelik diyabeti için risk faktörleri şunlardır:

  • Yaş. 25 yaşının üzerinde olmak risk faktörüdür.
  • Aile ya da Kişisel Hikaye. Prediyabetiniz varsa ya da ebeveyninizde ya da kardeşlerinizde gebelik diyabeti ortaya çıktıysa siz de yükse risk altındasınız demektir. Bir önceki gebelikte gebelik diyabeti ortaya çıkmışsa, yüksek kilolu bir bebek dünyaya getirilmişse ya da açıklanamayan düşük oluşmuşsa risk daha yüksektir.
  • Kilo. Fazla kilolu olamk gebelik diyabeti riskini artırmaktadır.
  • Irk veya Etnisite. Bilinmeyen nedenlerle Siyahilerde ve bazı etnik gruplarda gebelik diyabeti daha sık görülmektedir.

Şeker hastalığı riski altında bulunan bireylerin şeker hastalığı belirtileri açısından bilgi sahibi olmaları çok önemlidir.

Komplikasyonlar

Diyabetin uzun süreli komplikasyonları yavaş ortaya çıkmaktadır. Diyabet ne kadar uzun süre varsa, kan şeker kontrolü ne kadar kötü ise komplikasyon riski de o derecede yüksektir. Nihayetinde diyabet komplikasyonları sakat bırakıcı ve hatta hayatı sonladırıcı olabilir. Muhtemel komplikasyonlar şunlarıdr:

  • Kalp-Damar Hastalıkları: Şeker Hatalığı koroner kalp hastalığı, göğüs ağrısı, kalp krizi, inme ve damar sertliği riskini dramatik derecede artırmaktadır. Şeker hastalığınız varsa kalp krizi ve inme (felç) geçirme riskiniz yüksektir.
  • Sinir Hasarı (Nöropati). Fazla kan şekeri sinirleri besleyen küçük damarların duvarlarında hasara neden olur ve bu da eller ve ayakların parmaklarında yanma, sızlama ve ağrı ile başlayarak zamanla yukarı doğru çıkan nöropatiye neden olmaktadır. Tedavi edilmediği takdirde bu hasar tüm duyunun kaybına neden olabilir. Sindirim sistemindeki kasların nöropatisi sonucunda bulantı, kusma, ishal ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Erkeklerde ereksiyon sorunları ortaya çıkabilir.
  • Böbrek Hasarı (Nefropati). Böbreklerde kanı süzen milyonlarca küçük damarsal yapılar (glomerül) bulunmaktadır.  Şeker hastalığı bu yapıların kanı filtre etme sistemini bozabilmektedir. Bu damarlarda ciddi hasar ortaya çıktığında diyaliz ya da böbrek nakline ihtiyaç duyulabilecek son dönem böbrek yetmezliği ortaya çıkabilmektedir.
  • Göz Hasarı (Retinopati). Şeker hastalığı retinadaki damarlarda soruna neden olarak retinopati ortaya çıkarabilir ve bu durum da potansiyel olarak körlükle sonuçlanabilir. Diyabet ayrıca katarakt ve göz tansiyonu gelişimine de neden olabilmektedir.
  • Ayak Hasarı. Ayakta sinir hasarına ya da kan akımı azalmasına bağlı olarak değişik komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Tedavi edilmediği takdirde, ayakta oluşan ve fark edilmeyen kesiler zor iyileşen ciddi enfeksiyonlara neden olabilir. Bu komplikasyonlar parmakların, ayağın ve hatta tüm bacağım amputasyonunu gerektirebilir.
  • Deri Sorunları. Şeker hastalığı deride bakteryel ve mantar enfeksiyonlarına yatkınlığı artırmaktadır.
  • İşitme Sorunları. Diyabeti olanlarda işitme sorunları daha sıktır.
  • Alzheimer Hastalığı. Tip 2 diyabet Alzheimer hastalığı gibi bunama risklerini artırmaktadır. Kan glukoz seviyesinin kontrolü ne kadar kötü ise bu risk daha yüksektir. 
  • Depresyon. Tip 1 ve Tip 2 diyabeti olanlarda depresyon daha sıktır. Depresyon ayrıca şeker hastalığı ile mücadeleyi de etkileyebilmektedir.

Gestasyonel Diyabet Komplikasyonları

Gestasyonel diyabet olan çoğu gebe sağlıklı çocuk dünyaya getirirler. Bununla birlikte, tedavi edilmemiş ya da kontrol edilemeyen kan şekeri annede ve bebekte bazı sorunlara yol açabilir.

Bebekte ortaya çıkabilecek komplikasyonları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Aşırı büyüme. Anne kanındaki fazla şeker plasentayı geçerek bebeğe geçebilir ve bu da bebeğin pankreasının fazla miktarda insülin salgılamasına neden olabilir. Bu da bebeğim çok fazla büyümesine (makrozomi) neden olabilir. Bebek çok büyükse bu sezeryanle doğuma neden olabilir.
  • Düşük kan şekeri. Bazen gestasyonel diyabet olan annelerin bebeklerinde doğumdan sonra kanlarındaki yüksek insülin seviyesinden dolayı kan şekeri düşebilir. (Hipoglisemi) Bu durumlarda hızlı bir şekilde besleme ve bazen damar yoluyla glukoz verilmesi gerekebilmektedir.
  • İlerleyen yaşlarda tip 2 diyabet ortaya çıkması.  Gestasyonel diyabet olan annelerin bebeklerinin ilerleyen yaşlarında obezite ve tip 2 diyabete sahip olmaları ihtimali yüksektir.
  • Ölüm. Tedavi edilmemiş gestasyonel diyabet doğumdan önce ve doğumdan hemen sonra bebeğin ölümne neden olabilir.

Gestasyonel diyabete bağlı olarak annede ortaya çıkabilecek komplikasyonlar ise şunlardır:

  • Preeklampsi. Bu durum yüksek kan basıncı (hipertansiyon), idrarda protein varlığı ve ellerde ve ayaklarda ödem ile karakterizedir. Preeklampsi hem anne hem de bebek için hayatı tehdit eden komplikasyonlara neden olabilir.
  • Sonraki gebeliklerde gestasyonel diyabet. Bir gebelikte gestasyonel diyabet ortaya çıkmışsa ilerleyen gebeliklerde de tekrarlama ihtimali yüksektir. Ayrıca yaş ilerledikçe tip 2 diyabet olma riski de artmaktadır.

Önleme

Tip 1 diyabet önlenemez. Bununla birlikte, prediyabet, tip 2 diyabet ve gestasyonel diyabette faydalı olan hayat tarzı değişiklikleri önleme açısından önemlidir.

  • Sağlıklı yiyecekler tüketin. Yağ ve kaloriden fakir ve liften zengin gıdalar tüketin. Meyve, sebze ve tam buğdaya odaklanın. Sıkılmamak için çeşitleri artırın.
  • Daha fazla fiziksel aktivite. Haftanın çoğu gününde 30 dakikalık ya da en azından toplamda 150 dakika aerobik egzersiz yapın.
  • Fazla kiloları verin. Fazla kilolarınız varsa, yüzde 7 kilo kaybı dahi diyabet riskinizi azaltacaktır.
  • Ancak, gebelik esnasında kilo vermeye çalışmayın. Doktorunuzla gebelik esnasında ne kadarlık bir kilo alımınızın normal olacağını değerlendirin.
  • Kilonuzu sağlıklı aralıkta tutmak için yeme alışkanlığındaki ve egzersizlerdeki kalıcı değişikliklere odaklanmak iyi olacaktır. Kilo vermenin daha sağlıklı bir kalp, daha fazla enerji ve daha fazla özgüven gibi getireceği yararları  düşünerek kendinizi motive edin. 

Bazen ilaçlar da bir seçenektir. Metformin (glukophage) gibi oral antidiyabetik ilaçlar tip 2 diyabet riskini azaltır ancak sağlıklı hayat tarzı değişiklikleri zorunludur. Kan şekerinizi tip 2 diyabet ortaya çıkıp çıkmadığını değerlendirmek için yılda en az 1 kez ölçün.

Şeker Hastalığı Tanısı

Tip 1 diyabet belirtileri sıklıkla aniden ortaya çıkar ve şeker hastalığı düşünülerek kan şekeri testi yapılır. Diğer tip şeker hastalığı belirtileri daha yavaş ortaya çıktığı için tarama programlarının yapılması önerilmektedir. Aşağıdaki durumlarda şeker hastalığı taramasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

  • Yaş ne olursa olsun vücut kitle indeksinin 25’in üzerinde olması. Bu durumdaki kişilerde yüksek kan basıncı, anormal kolesterol seviyeleri, sedanter hayat tarzı, polikistik over sendromu hikayesi, kalp hastalığı hikayesi, diyabeti olan yakın akraba  gibi riskler de yüksektir.
  • 45 yaşının üzerindeki kişilerde kan şeker seviyesinin kontrol edilmesi ve eğer normal ise 3 yılda bir kontrol edilmesi uygun olacaktır.
  • Gestasyonel diyabet hikayesi olan kadınların üç yılda bir kez diyabet taramasına girmesi uygun olacaktır. 
  • Prediyabet tanısı konulan herkesin her yıl diyabet taraması yaptırması uygun olacaktır. 

Tip 1 ve Tip 2 Diyabet testleri ve Prediyabet

  • Glikolize hemoglobin (A1C) testi. Aç kalmaya gerek olmayan bu kan testinde son 2-3 aylık ortalama kan şekeri seviyesi hakkında bir fikir edinilir. Bu testte kanda oksijeni taşıyan eritrositlerde bulunan hemoglobine bağlı olan kan glukoz oranı tespit edilir.
  • Kan şekeri ne kadar yüksekse daha fazla miktardaki hemoglobin glukoz ile bağlı olacaktır. iki farklı testte %6.5 ve daha yüksek A1C seviyesi şeker hastalığı tanısı koydurmaya yeterlidir. %5.7-%6.4 arası ise prediyabet göstergesidir. Yüzde 5.7’nin altı ise normaldir.

A1C test sonuçları uyumlu değilse, test yoksa ya da A1C sonucunu etkileyen bazı durumlar varsa (hamile iseniz ya da diğer sık görülmeyen hemoglobin tipleri varsa), bu durumda diyabet tanısı koymak için aşağıdaki testler yapılabilir.

 

  • Rastgele kan şeker testi. Herhangi bir zamanda rastgele alınan kan şeker seviyesinin 200 mg/dl üzerinde olması diyabet tanısını koydurmaktadır.
  • Açlık kan şeker testi. Bir gece açlık sonrasında alınan kandaki şeker seviyesinin 100 mg/dl altında olması normaldir. 100-125 mg/dl arasında olması prediyabet, 126 mg/dl üzerinde olması ise diyabet tanısı koydurmaktadır.
  • Oral glukoz tolerans testi. Bir gece açlık sonrasında kan şekeri ölçülür. Daha sonra şekerli bir sıvı içilir ve kan şeker seviyesi 2 saat boyunca ölçülür. 140 mg/dl altındaki kaç şeker seviyesi normaldir. İki saat sonra 200 mg/dl üzerindeki kan şekeri diyabet tanısı koydurur. 140-199 mg/dl arasındaki değerler ise prediyabet tanısı koydurur.  

Eğer tip 1 diyabetten şüpheleniliyorsa, idrarda kas ve yağ yıkılımı sonrasında ortaya çıkan ve keton adı verilen yıkım ürünleri araştırılır. Çünkü insülin yokluğunda vücut enerji harcamak için kas ve yağ yıkılımı gerçekleştirecektir. Ayrıca otoantikor adı verilen tip 1 diyabetle ilişkili bağışıklık sitemi hücreler tarafından salgılanan proteinler de araştırılmaktadır.

Gestasyonel Diyabet Testleri

Gebeliğin başlangıcında doktorunuz gestasyonel diyabet açısından risk faktörlerinizi değerlendirecektir.

  • Gestasyonel diyabet açısından yüksek riskli iseniz – örneğin gebelik başlangıcında yüksek kilolu iseniz, bir önceki gebelikte gestasyonel diyabet ortaya çıkmışsa, ya da diyabet olan anne, baba ya da kardeşiniz varsa – doktorunuz ilk vizitde diyabet açısında sizi inceleyebilir. 
  • Gestasyonel diyabet açısından ortalama risk altındaysanız bu durumda tipik olarak gebeliğin 24.-28. haftaları arasında tarama testine gireceksiniz.

Doktorunuz aşağıdaki testleri isteyebilir.

  • Glukoz zorlama testi. Glukoz zorlama testinde bir glukoz solüsyonu içilir. Bir saat sonra kan glukoz seviyesine bakılır. 140 mg/dl altındaki değerler normaldir. Bu değerin üzerinde ise gestasyonel diyabet riskinizin yüksek olduğu anlamına gelir.
  • Glukoz tolerans testi. Glukoz zorlama testinden sonra bir gece açlık sonrasında kan şekeri ölçülür. Daha sonra daha konsantre glukoz içeren bir solüsyon içirilir ve 3 saat boyunca her saat kan şekerine bakılır. Üç ölçümden en az ikisi belirlenen normal değerlerin üzerinde ise gestasyonel diyabet tanısı konulur.

Tedavi

  • Hangi tip diyabet olduğundan bağımsız olarak kan şeker ölçümleri, insülin ve oral ilaçlar tedavide rol almaktadır. Sağlıklı bir beslenme, normal kilonun korunması ve düzenli aktivite diyabetle mücadelede oldukça önemli parametrelerdir.

Tüm diyabet tiplerinin tedavisi

Diyabetle mücadelenin önemli bir parçası sağlıklı bir diyet ve egzersiz planı ile normal kilonun korunmasıdır. 

  • Sağlıklı beslenme. Yaygın algının aksine diyabet için spesifik bir diyet yoktur. Beslenmeyi meyve, sebze, soya proteinleri ve tam buğday üzerine odaklamak uygun olacaktır. Bu besinlerin protein ve lif içerikleri yüksek, yağ ve kalorileri düşüktür. Aslında bu tüm aile için en iyi beslenme tarzıdır. Şekerli yiyecekler öğün planınızın bir parçası olmak üzere bir kereliğine yenilebilir. 
  • Ancak neyin, ne kadar yenileceği konusu tartışmalıdır. Bir diyetisyen sağlık hedeflerinize, yemek tercihlerinize ve hayat tarzınıza uygun bir plan yapabilir. Böyle bir planda özellikle tip 1 diyabetiniz var ve insülin kullanıyorsanız, karbonhidrat denetimi çok öenmli olacaktır.
  • Fiziksel aktivite. Herkesin düzenli aerobik egzersiz yapmaya ihtiyacı vardır ve diyabetikler bundan istisna değildir. Egzersiz sonucunda kan şekeri hücrelere girer ve kan şekeri düşer. Egzersiz ayrıca hücrelerin insüline duyarlılığını artırır ki bu da vücudun insülin ihtiyacının azalması demektir.
  • Egzersiz için doktorunuzun onayını almalısınız. Yürüme, yüzme ve bisiklet gibi sevdiğiniz bir egzersizi seçin. Önemli olan egzersizi günlük aktivitenizin bir parçası haline getirmektir.
  • Haftanın çoğu gününde en az 30 dakikalık ya da aerobik egzersiz ya da en azından 150 dakikalık orta derecede bir fiziksel aktivite yeterli olacaktır. Aktivite günde 3 kez 10 dakikalık şeklinde de olabilir. Bir süre egzersiz yapmadı iseniz, yavaş başlayın ve düzenli olarak artırın. Ayrıca uzun süre oturmamak iyi olacaktır.

Tip 1 ve Tip 2 diyabet tedavileri

Tip 1 diyabet tedavisinde insülin enjeksiyonları, insülin pompası kullanımı, sık sık kan şekeri ölçümleri ve karbonhidrat kısıtlaması yer almaktadır. Tip 2 diyabet tedavisinde ise hayat tarzı değişiklikleri, kan şekeri takibi ve insülini de içeren ilaç kullanımı yer almaktadır.

  • Kan Şekeri takibi.  Tedavi planına bağlı olarak insülini alma sıklığına bağlı olarak gün içinde 4 kereye kadar varan kan şeker ölçümleri gerekebilmektedir. Sık takip kan şeker seviyesinin istenilen aralıkta olduğunu anlamak için önem arz etmektedir. İnsülin kullanmayan tip 2 diyabet hastaları ise kan şeker seviyelerini daha az sıklıkta kontrol etmeleri gerekmektedir.

  • İnsülin tedavisi alan hastalar kan şekerlerini devamlı glukoz takibi şeklinde de takip edebilmektedir. Bu teknoloji her ne kadar glukoz metrenin yerini tam anlamıyla alamasa da, parmak ucun kan çubuğu tüketimi azaltabilir ve kan şekerindeki değişimler konusunda değerli bilgiler verebilir.

  • Dikkatli bir takipte dahi kan şeker seviyesi önceden tahmin edilemeyecek şekilde değişebilmektedir. Diyabet tedavi takımınızın yardımıyla yemek, fiziksel aktivite, ilaçlar, hastalıklar, alkol, stres ve kadınlarda hormonal değişikliklerin kan şekerinizi nasıl etkileyeceği konusunda değerli bilgiler alabilirsiniz.

    Günlük kan şekeri ölçümüne ek olarak, doktorunuz A1C takibi ile son 2-3 aylık dönemdeki ortalama kan şekerinizi takip edecektir.

    Tekrarlanan günlük kan şeker ölçümleri ile kıyaslandığında, A1C testi diyabetinizi genel olarak ne kadar iyi yönettiğiniz hakkında bilgi verecektir. Yüksek A1C seviyesi oral ilaçlarınızda, insülin dozunuzda ve öğün planınızda değişiklik yapmanız gerektiği konusunda bilgi verecektir.

    Hedef A1C seviyesi yaş ve sahip olduğunuz diğer tıbbi durumlarınız gibi bazı durumlara göre belirlenecektir. Ancak diyabeti olan çoğu insan için A1C seviyesinin % 7’nin altında uygundur. 

  • İnsülin. Kısa etkili (normal insülin), hızlı etkili, uzun etkili ve ara tiplerde insülinler bulunmaktadır. Sizin ihtiyaçlarınıza bağlı olarak doktorunuz gündüz ve gece kullanımına uygun olacak şekilde bir insülin rejimi tavsiye edecektir.

    İnsülin mide enzimleri tarafından yıkıldığından oral olarak alınamaz. İnsülin sıklıkla ince bir insülin enjektörü ya da insülin kalemi ile uygulanmaktadır.

    İnsülin pompası da bir alternatiftir. İnsülin pompası vücudun dışına yerleştirilen cep telefonu büyüklüğünde bir araçtır. Bu pompaya takılan bir kateter göbekte cilt altına doğru uzanarak orada yerleşik durmaktadır.

    Kablosuz olarak çalışan bir pompa da mevcuttur. Bu durumda her defasında belirli miktarda insülin enjekte etmek için cihaz programlanır. Öğün değişiklikleri, aktivite seviyesi ve kan şeker seviyesine göre enjekte edilecek insülin miktarı ayarlanabilmektedir.

  • Eylül 2016’da Amerikan FDA kurumu tip 1 diyabeti olan 14 yaş ve üzeri hastalarda kullanılmak üzere yapay pankreası onaylamıştır. İkinci bir yapay pankreas Aralık 2019’da onaylanmıştır. Ondan sonra bu sistem 2 yaşının üzerindeki çocuklar için onaylanmıştır.
  • Yapay pankreas kapalı devre insülin salgı sistemi olarak isimlendirilebilir. Vücuda yerleştirilen cihaz her 5 dakikada bir devamlı glukoz takibi yapar ve ihtiyaç duyulan insülini otomatik olarak salgılar. 

    Halihazırda kağalı devre yapay pankreas sistemleri deneme aşamasındadır. 

  • Tip 1 diyabet olan kişilerin yaşayabilmesi için insüline ihtiyaçları vardır. Tip 2 diyabeti ve gestasyonel diyabet olan birçok kişi de insüline ihtiyaç duymaktadır.

  • Oral ve diğer ilaçlar. Bazen oral ilaçlar da kullanılmaktadır. Bazı ilaçlar pankreası uyararak daha fazla insülin salgılamasına neden olurlar. Diğer bazı ilaçlar ise karaciğerden glukoz salgılanmasını engeller ve bu da insülin ihtiyacını azaltır.

  • Bazı ilaçlar ise karbohidratları parçalayan mide ve bağırsak enzimlerinin aktivitesini engelleyerek dokuların insüline duyarlılığını artırmaktadır. Metformin (glucophage) tip 2 diyabet olan hastalara reçete edilen genellikle ilk ilaçtır.
  • SGLT2 inhibitörü adı verilen bazı ilaçlar ise böbreklerin glukozu absorbe etmesini engellerler. Bu şekilde glukoz böbreklerden atılmış olur.

  • Nakil. Tip 1 diyabeti olan bazı kişilerde pankreas nakli bir seçenek olabilir. Bunun yanında adacık nakli de üzerinde çalışılan bir konudur.  Başarılı bir pankreas naklinden sonra insülin tedavisine ihtiyaç kalmayabilir.

Bununla birlikte nakiller her zaman başarılı değildirler ve ciddi riskleri vardır. Organ reddini önlemek için ömür boyu bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların kullanılması gerekmektedir. Bu ilaçların ciddi yan etkileri vardır. Bu nedenle pankreas nakilleri şeker hastalığı kontrol edilemeyen ya da beraberinde böbrek nakli de gerektiren hastalarda uygulanmaktadır.

 
  • Bariatrik Cerrahi. Özellikle Tip 2 diyabet için bir tedavi olarak düşünülmese de tip 2 diyabeti olan ve vücut kitle indeksi 35’in üzerine olan kişilerde bu tedavi etkili olabilmektedir. Bariatrik cerrahi geçiren hastaların kan şeker seviyelerinde belirgin düzelmeler görülebilmektedir. Bunula beraber bu cerrahinin tip 2 d,yabeti olan hastalarda uzun dönem risk ve faydaları bilinmemektedir.

Gestasyonel Diyabet Tedavisi

Kan şekerinin kontrol altına laınması bebeğin sağlığının korunması ve doğum esnasında komplikasyonlardan sakınmak için önemlidir. Sağlıklı bir diyet ve egzersiz yanında tedavi planında kan şekerinin takibi ve bazı durumlarda insülin ve oral tedavilerin kullanımı yer almaktadır. 

Doğum esnasında doktorunuz kan şeker seviyesini değerlendirecektir. Kan şekeriniz artarsa bebek fazla insülin salgılayabilir ve bu da doğum sonrasında bebeğin kan şekerinin düşmesine neden olabilir.

Prediyabet Tedavisi

Eğer prediyabet (diyabet önceş durum)’iniz varsa, hayat tarzı değişiklikleri ile kan şeker seviyenizi normal seviyelerde tutabilirsiniz. Egzersiz ve sağlıklı beslenme ile normal bir kilo temini de önemlidir. Haftasa en azından 150 dakikalık egzersiz ve vücut ağırlığının  %7’sinin verilmesi tip 2 diyabet ortaya çıkmasını önleyebilir ya da geciktirebilir.

Diyabet açısından yüksek risk altında iseniz, prediyabetiniz, kalp-damar hastalığınız, polikistik over hastalığı ya da yağlı karaciğeriniz varsa metformin (glucophage) gibi bazı ilaçlar da alternatiftir.   

Diğer durumlarda, kolesterol seviyesini düşüren statinler ve yüksek kan basıncını kontrol eden hipertansiyon ilaçları gerekebilmektedir. Yüksek risk altında iseniz doktorunuz kalp-damar riskinizi azaltmak için düşük doz aspirin tedavisi başlayabilir. Bununla birlikte hayat tarzı değişikliği anahtar tedavidir.

Diyabette Sorun Belirtileri

Kan şekerini etkileyen çok fazla faktör olduğundan acil müdahele gerektiren problemler ortaya çıkabilmektedir.

  • Yüksek kan şekeri (hiperglisemi): Kan şekerinizde fazla yeme, hastalanma ya da ilaçları düzgün kullanmama gibi nedenlerde yükselebilir. Kan şekerinizi doktorunuzun tavsiye ettiği şekilde takip edin ve sık idrara çıkma, sık susama, ağız kuruluğu, bulanık görme, yorgunluk ve bulantı gibi yüksek kan şekeri bulguları  açısından kendinizi dinleyin. Kan şekeriniz yüksekse öğününüzü ve ilaçlarınızı yeniden planlayın.
  • İdrarda artmış keton varlığı (diyabetik ketoasidoz). Hücreler enerji açısından yetmezliğe düşmüşse vücudunuz yağ yakmaya başlayabilir. Bunun sonucunda keton adı verilen toksik asitler ortaya çıkar. İştah kaybı, güçsüzlük, kusma, ateş, mide ağrısı ve tatlı, meyve kokusunu andırır nefes kokusu önemli bulgularıdır. 
  • Hiperglisemik hiperozmolar nonketotik koma. Hayatı tehdit eden bu durumda kan şekeri genellikle 600 mg/dl’nin üzerindedir. Ağız kuruluğu, aşırı susama, ateş, bilinç bulanıklığı, görme kaybı ve halüsinasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Hiperozmolar sendrom aşırı yüksek kan şekeri varlığından kaynaklanan bir durumdur.

    Bu durum tip 2 diyabet olan kişilerde genelikle bir hastalık sonrasında ortaya çıkmaktadır. Yukarıdaki bulgular sizde de varsa hemen doktorunuzla temasa geçin.

  • Düşük kan şekeri (hipglisemi). Kan şeker seviyeniz hedef  değerlerin altına düşmüşse bu duruma hipoglisemi adı verilir. İnsülin gibi kan şeker seviyesini düşüren ilaçlar alıyorsanız öğün atlama ve aşırı egzersiz gibi nedenlerle kan şeker seviyesi düşebilmektedir. Düşük kan şekeri ayrıca fazla insülin alımından ya da pankreasın aşırı insülin salgılamasına neden olan ilaçların alınmasından kaynaklanıyor da olabilir.

    Kan şekerinizi düzenli aralıklarla kontrol edin ve titreme, terleme, açlık, güçsüzlük, baş ağrısı, bulanık görme, kalp çarpıntısı, geveleyerek konuşma, aşırı duyarlılık, bilinç bulanıklığı ve kasılmalar gibi kan şekeri düşmesi belirtileri açısından bilinçli olun. Düşük kan şekeri meyve suyu ve glukoz tabletleri gibi kana hızlı karışan besinlerle ortadan kaldırılabilir.

Hayat Tarzı ve Ev Remedileri

Diyabet ciddi bir hastalıktır. Diyabet tedavisi gün boyu süren bir süreçtir. Diyabetin dikkatli bir şekilde takibi ve tedavisi hayatı tehdit eden komplikasyonlar da dahil olmak üzere istenmeyen sağlık sorunlarını azaltır.

  • Diyabetle mücadelede sadık olun. Diyabet konusunda öğrenebileceğiniz her şeyi öğrenin. Diyabet eğitmeninizle ve tedavinizi üstelenen ekiple arkadaşlık ilişkilerinizi güçlendirin ve ihtiyacınız olduğunda onlara sorun. 
  • Sağlıklı beslenin ve sağlıklı kilonuzda kalın. Fazla kilonuz varsa ve prediyabet ya da tip 2 diyabet hastası iseniz vücut ağırlığınızın %5’ini vermeniz kan şekerinde önemli iyileşme sağlayacaktır. Sağlıklı bie diyette meyveler, sebzeler, soya proteinleri, tam buğday ve kuru baklagiller bulunmalı ve doymuş yağ asiti kısıtlanmalıdır. 
  • Fiziki aktiviteyi günlük rutin haline getirin. Düzenli egzersiz prediyabet ve tip 2 diyabet oluşumunu engelleyebilir ve diyabeti olanlarda daha iyi bir kan şekeri kontrolü sağlar.  Haftanın çoğu gününde en az 30 dakika tempolu yürüyüş gibi orta şiddette bir fizik egzersiz yapın. Haftada en az 150 dakikalık orta şiddette fizik egzersiz önemlidir.

Oturarak geçirilen süreyi kısaltmak da önemlidir. 30 dakikalık oturma peryodundan sonra kalkıp birkaç dakika yürümek önemlidir.

Tip 1 ve tip 2 diyabet hayat tarzı değişiklikleri

Tip 1 ya da tip 2 diyabetiniz varsa:

  • Tanınmanızı sağlayın. Üzerinizde bir etiket ya da bileklik yardımıyla acil durumlarda tanınmayı sağlayın. Glukagon kit bulundurun ve acil durumlarda arkadaşlarınızın ya da aile bireylerinizin kullanabileceğinden emin olun.
  • Yılllık düzenli fizik muayene ve göz muayenesi olun. Düzenli diyabet checkup’larınız düzenli fizik muayeneniz yerine geçmez. Düzenli fizik muayeneniz ile doktorunuz diyabete bağlı komplikasyonlar açısından sizi muayene edecektir. Göz doktorunuz ise retina hasarı, katarakt ve göz tansiyonu açısından kontrolünüzü yapacaktır. 
  • Aşılarınızı Olun. Yüksek kan şekeri bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Her yıl düzenli olarak grip aşınızı olun ve doktorunuz uygun görüyorsa zatürre aşısını da olun. Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tip 1 veya tip 2 diyabeti olan 19-59 yaş arasındaki kişilerin Hepatit B sşısı yaptırmayı tavsiye etmektedir.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tip1 ve tip 2 diyabet olan bireylerin tanı konulduğunda aşı olmasını önermektedir. 60 yaş ve üzerinde iseniz ve daha önce aşı olmadı iseniz sizin için uygun zaman olup olmadığını doktorunuzla konuşun.

  • Ayaklarınıza dikkat edin. Ayaklarınızı ılık suda yıkayın ve parmak araları da dahi olmak üzere kurulayın. Parmak araları hariç losyonla nemlendirin. Ayaklarınızı her gün ayara, çizikler, kızarıklık ve ödem açısından inceleyin. Hızla iyileşmeyen bu tarz sorunlar olduğunda hemen doktorunuzla görüşün. 

  • Kan basıncını ve kolesterol seviyesini kontrol altına alın. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz kan basıncının ve kolesterol seviyesinin kontrol altına alınmasını kolaylaştıracaktır. Ayrıca elbette ilaç ta gerekebilmektedir.
  • Dişlerinize dikkat edin. Diyabet ciddi dişeti sorunlarına neden olabilir. Günde en az 2 kez dişlerinizi fırçalayın ve yılda en az 1 kez düzenli diş muayenesi olun. Dişetlerinizde kanama, kızarıklık veya ödem varsa doktorunuza görünün. 
  • Sigara kullanıyorsanız bırakmak için yardım alın. Sigara diyabete bağlı komplikasyon riskini artırmaktadır. Diyabet olanlarda sigara içenlerde kalp-damar hastalıklarına bağlı hayatını kaybetme ihtimali sigara içmeyen diyabetlilere oranla daha yüksektir. Sigarayı bırakmak için profesyonel yardım alın. 
  • Alkol kullanıyorsanız sınırlandırın. Aldığınız miktara bağlı olarak kan şekerinin yükselmesine ya da düşmesine neden olabilir. yemeklerle birlikte olmak şartıyla erkekler günde en fazla 2 kez, kadınlar ise 1 kez ortalama seviyede alkol alabilir.

Günlük kalori miktarını hesaplarken alkolle alınan kaloriyi ihmal etmeyin. Uyumadan önce kan şeker seviyesini ölçmeyi unutmayın. 

  • Stresi ciddiye alın. Uzamış stres sonucunda ortaya çıkan hormonlar insülinin normal etkisini önleyerek kan şekerinin artmasına neden olur. Kendi sınırlarınızı ve öncelikli işlerinizi belirleyin. Rahatlama tekniklerini öğrenin. İyi uyuyun.

Alternatif Tıp

Birçok çalışmalarda insülin duyarlılığını artıran birçok maddeden bahsedilmişken bazılarında ise kan şekeri ve A1C seviyesi üzerinde herhangi bir etkilerinin olmadığından bahsedilmiştir. Birbirleri ile çatışan bu bulgulardan dolayı kan şeker seviyesinin düzenlenmesinde tavsiye edilen herhangi bir alternatif tedavi halihazırda yoktur.

Herhangi bir alternatif tedavi alacaksanız doktorunuzun yazdığı tedaviyi bırakmayın. Böyle bir tedaviye geçecek iseniz kullandığınız tedavi ile ters bir etkileşime girmediğinden emin olmak için doktorunuza danışın.  

Diyabeti tamamen ortadan kaldıracak alternatif ya da konvansiyonel bir tedavi biçimi yoktur. Bu nedenle insülin tedavisi kullanan diyabet hastalarının doktorları tarafından aksi belirtilmedikçe tedaviyi asla bırakmamaları gerekmektedir.

Share on facebook
Share on whatsapp
Share on twitter
Share on email
Share on print

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now Button Scroll to Top