fbpx

Renk Körlüğü

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır

Yazıya başlarken hemen şunu belirtmek istiyorum. Renk Körlüğü terimi renkleri hemen hemen hiç ayırt edememe anlamına gelmektedir. Ancak toplumda yaygın olarak görülen durumda sorun tam bir renk körlüğü değil renk ayırt etme sorunu’ şeklindedir ve aslında bu şekilde daha doğru izah edilmektedir. Renk körlüğü terimi çok yaygın bir şekilde dilimize yerleştiğinden bu yazıda da aynı şekilde kullanılacaktır.

Renk körlüğü belirli bazı renklerin farklılıklarını ayırt edememe anlamına gelmektedir. Ancak tüm renkleri hiçbir şekilde görememe anlamında tam renk körlüğü durumları da vardır, ancak bu durum çok nadirdir. Bu tanımdan anlaşılacağı şekilde renk körlüğü olan çoğu kişi renkleri görebilir, ama belirli renkleri ayırt etmede zorluklar yaşar. 

Renk Körlüğü
Bu sayıyı 21 olarak görüyorsanız muhtemelen Kırmızı-Yeşil renk körlüğünüz var demektir.

RENK KÖRLÜĞÜ TİPLERİ

Renk körlüğü ayırt etme zorluğu yaşanan renkler esas alındığında şu şekilde sınıflandırılabilmektedir.

  • Kırmızı ve Yeşil renklerini ayırt edememe (en sık)
  • Mavi ve Sarı renklerini ayırt edememe (nadir)

Tam anlamıyla hiçbir renk görmeyen kişiler herşeyi siyah-beyaz olarak görürler ve bu kişilerde genel görme seviyesi de oldukça düşüktür. Ancak yukarıda bahsettiğim kırmızı-yeşil ve mavi-sarı renk körlüğü genel görme seviyesini etkilememekte ve kişilerin hayatında kayda değer sorunlara neden olmamaktadır.

Renk körlüğünün şiddeti de hafiften ağıra kadar birçok seviyede olabilmektedir. Kişideki renk körlüğü doğuştan geliyorsa çift taraflıdır, sonradan bazı hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkmışsa tek taraflı da olabilmektedir. Ancak günlük hayatta renk körlüğü denildiğinde anlaşılan genellikle doğuştan gelen renk körlüğüdür.

RENKLERİ NASIL AYIRT EDERİZ?

Gözümüzün arka kısmında ışığa duyarlı tabaka olan retinada rod (çubuk) ve kon (koni) hücreleri adı verilen iki grup hücre bulunmaktadır. Bunlardan rod hücreleri düşük ışık seviyelerinde renksiz görmemizi sağlamaktadır. Karanlıkta görmemizi sağlayan hücreler temel olarak rod hücreleridir. Kon hücreleri ise yüksek ışık seviyelerinde renkli görmemizi sağlayan hücrelerdir. Aydınlıkta renkleri ayırt edebilmemiz ve karanlıkta renkleri kolayca ayırt edemememizin nedeni de budur. 

Kon hücrelerinin 3 tipi bulunmaktadır. Mavi-Kon, Yeşil-Kon ve Kırmızı-Kon hücreleri. Bu üç tip kon hücresinin içerisinde bulunan ışığa duyarlı pigmentlerin duyarlı oldukları ışık dalga boyları değişmekte ve bu şekilde 3 ana rengi ayırt edebilmekteyiz. Işık retinaya düştükten sonra bu hücrelerde işleme tabii tutularak elektriksel sinyallere kodlanarak dönüştürülür ve görme siniri yoluyla beyindeki görme merkezine iletilir. Görme merkezinde ise bu kodlar tekrar açılarak hem görürüz hem de renkleri birbirinden ayırt edebiliriz.  Kon hücrelerinde bir veya daha fazla renk pigmentlerinde sorun var ise bu durumda renkleri ayırt edemeyiz ve renk körlüğü ortaya çıkar.

En sık görülen renk körlüğü tipi kırmızı-yeşil renk körlüğüdür. Bu durum bu kişilerin hiçbir şekilde bu renkleri göremediğini ifade etmez. Yalnızca bu iki rengi birbirlerinden ayırt etmede zorluk yaşadıklarını ifade etmektedir. Diğer bir tip ise sarı-mavi renk körlüğüdür. Bu daha nadir görülen tiptir, ancak daha şiddetlidir. Çünkü sarı-mavi renk körlüğü olan kişilerde genellikle bir miktar kırmızı-yeşil renk körlüğü de birlikte bulunmaktadır.

DOĞUŞTAN RENK KÖRLÜĞÜ

Renk körlüğü genellikle doğuştan gelen bir sorundur ve anneden oğluna geçen X kromozumu ile aktarılmakta ve X’e bağlı çekingen şekilde iletilmektedir. Bunun anlamı şudur. Renk körlüğü olan hastalar genellikle erkektir, bu erkeklerin çocuklarında renk körlüğü bulunmaz. Renk körlüğü defektini genetik haritasında bulunduran kadınlarda ise renk körlüğü ortaya çıkmaz, bu kadınlar taşıyıcıdır ve renk körü hastası olmazlar. Ancak bu taşıyıcı kadınların erkek çocukları renk körü olurlar, kız çocukları renk körü olmazlar.

İshihara Kartları

SONRADAN ORTAYA ÇIKAN RENK KÖRLÜĞÜ

Renk körlüğü her zaman doğuştan gelmez. Bazı retina hastalıklarında ve görme siniri hastalaıklarında da ortaya çıkmaktadır. Bu hastalıkları şu şekilde sıralayabiliriz. Şeker hastalığı (Diyabet), Glokom (Göz Tansiyonu), Maküla Dejenerasyonu (Sarı Nokta Hastalığı), Alzheimer Hastalığı, Parkinson Hastalığı, Multipl Sklerozis, Kronik Alkolizm, Lösemi, Orak Hücreli Anemi.

Bunun yanında bazı kalp sorunları, yüksek tansiyon, enfeksiyonlar, sinir hastalıkları ve psikolojik hastalıklarda kullanılan ilaçlar da renk görme sorunlarına neden olabilmektedir. Yaşlanma ile normal bireylerin de renk görme algısı azalmaktadır.

RENK KÖRLÜĞÜ SIKLIĞI

Renk körlüğü çoğu kişide doğuştan gelmektedir. Şiddeti değişmekle birlikte erkeklerin genellikle %5-8’inde renk körlüğü mevcuttur. Kadınlar tipik olarak taşıyıcıdır, yani sorunlu geni taşırlar ama renk körü olmazlar. Ancak kadınlarda da binde 5 oranında renk körlüğü ortaya çıkabilmektedir. Doğuştan renk körlüğü ilerleyici bir hastalık değildir ve ilave bir görme sorununa neden olmazlar.

RENK KÖRLÜĞÜ TANISI NASIL KONULUR?

Renk körlüğü pratikte ‘İshihara psödoizokromatik kartlar’ kişilere okutularak ortaya konulmaktadır. Bu kartlarda renkli noktalardan oluşmuş sayılar ve desenler bulunmaktadır. Bu kartlarda olan sayıları normal renk görmesi olan bireyler okuyabilirken renk körlüğü olan bireyler okuyamamaktadır. Bazı kartlardaki sayıları ise normal bireyler ve renk körü olan bireyler farklı sayılar olarak görmektedir. Bu yöntemle bir kişinin renk körü olup olmadığı ve renk körlüğü tipi belirlenebilmektedir. Burayı tıklayarak Ishihara testinizi yapabilirsiniz.

Psödoizokromatik kartlar dışında FM-100 Hue adı verilen ve yan yana 100 farklı renk tonunun kişi tarafından uygun sıraya konulmasının istendiği başka bi tanı testi daha mevcuttur. Bu testte de her rengin konulması gereken sıra ile kişinin koyduğu sıra arasındaki fark alınarak toplanır ve bir toplam hata skoru elde edilir. Bu hata skoru belirli değerlerin üzerindeyse kişide renk körlüğü olduğu ortaya çıkmış olur. Burayı tıklayarak FM-100 Hue testinizi yapabilirsiniz.

Renk körlüğünün erken tanısı önemlidir, çünkü özellikle ana okulu ve ilkokulda birçok öğrenme materyali renk algısı üzerine inşa edilmiştir. Bu nedenle Amerika Optometri Birliği çocukların okula başlamadan önce renk körlüğü açısından muayene edilmesini tavsiye etmektedir.

FM-100 Hue testi

RENK KÖRLÜĞÜ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Doğuştan renk körlüğü tamamen ortadan kaldıracak bir tedavisi yoktur. Eğer yukarıda bahsedilen başka hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan renk körlüklerinde ilgili hastalığın tedavisi ile renk körlüğü şiddetinde de düzelmeler görülebilmektedir.

Özel renkli bazı gözlükler kişilerin rnk görme algısını artırabilmektedir, ancak bu kişilerin geröek anlamda tüm renkleri ayırt etmelerine imkan vermemektedir.

Renk körü olan birçok kişi günlük hayatta renk körlüğü sorunu ile aşağıdaki yöntemlerle mücadele etmektedir.

  • Elbiseleri, mobilyaları ve renkli nesneleri organize etme ve etiketleme
  • Nesneleri renklerine göre değil sıralarına göre hatırlama. Örneğin bir trafik tabelasında kırmızı ışık en üsttedir, sarı ortada ve yeşil ise en alttadır.

Renk körlüğü bazı mesleklerde kişileri zorlayabilmektedir. Ancak zamanla ve pratikle, kişiler bu tarz sorunlara adapte olmaktadırlar. Bugüne kadar bazı hayvan modellerinde gen tedavileri ile başarılı sonuçlar elde edilmiştir ve bu tedavilerin insanlara adapte edilmesi beklenmektedir.

Call Now Button